Skip to main content

ZORBALIĞIN DİJİTAL HALİ: SİBER ZORBALIK

Yazar: Psikolojik Danışman Ayşegül ÇELİK

Modernleşen dünyamızda gündelik yaşamımızdaki birçok ihtiyaç, internet aracılığıyla
karşılanmaya başlandı. İletişimden alışverişe, günlük yaşamımızda yer alan birçok faaliyetin
dijitale taşınması, sanal bir dünya yarattı. Zaman ve emekten tasarruf sağlayan bu dijital
dünya, elbette tüm yönleriyle iyiliğimize hizmet etmeyebiliyor. Gerçek dünyamızda yer alan
olumsuz durumların, dijital dünyaya da taşınarak sanal bir boyutta karşımıza çıkabildiğini
görüyoruz.

Siber zorbalık da zorbalığın dijital versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.
Siber zorbalık kavramı, Belsey, tarafından “bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak
bir birey ya da grup tarafından diğerlerine zarar vermek için tasarlanan kasıtlı, tekrarlanan ve
düşmanca davranış içeren zorbalık türü” olarak tanımlamıştır. Patchin ve Hinduja’ya (2006)
göre ise siber zorbalık, elektronik metinler aracılığı ile kasten ve belirli tekrarlarla
gerçekleştirilen zarar verme davranışıdır. Peki bu zararlı davranış, ne derece yaygındır?

Teknoloji ile bu denli haşır neşir olduğumuz bir dönemde “Benim başıma gelmez, benim
çocuğum öyle şeylerle ilgilenmez” diyebilir miyiz? Bu noktada sayısal verilerden
yararlanmak amacıyla bir araştırmaya göz atabiliriz. Hinduja ve Patchin tarafından internet
kullanıcılarının siber zorbalık yaşantılarını belirlemek amacıyla 1500 kişi üzerinde yaptığı
araştırmada, bireylerin %34’ünün siber zorbalığa maruz kaldığı, %16’sının ise tehdit aldığı ve
güvenliklerinden endişe duydukları ve bu tür durumların en çok sohbet (chat) odalarında
yaşandığı tespit edilmiştir. Türkiye’de yapılan araştırmalara göre ise siber zorbalık oranının
%6.4 ve %47.6 arasında değiştiği, siber mağdur olma oranının ise %5.1 ile %56 arasında
olduğu görülmektedir.

“Bu kadar yaygın bir şekilde görülen zorbalıktan çocuklarımızı ve öğrencilerimizi
nasıl koruyabiliriz?” noktasına gelince, ilk olarak durumun farkında olmak gerekiyor.
Farkındalık sahibi olabilmenin yolu ise siber zorbalık belirtisi olabilecek tutum ve davranışları
dikkatlice irdelemekten geçiyor.

Çocuklarımızın siber zorbalığa maruz kaldığının göstergesi olabilecek durumlar şu şekilde sıralanabilir:
  • İnternet ya da akıllı telefon kullandıktan sonra, çocuğunuz gerginlik yaşıyor mu?
  • Çevrim içi etkinlikleri ve cep telefonu kullanımı hakkında konuşmaya isteksiz mi?
  • Siz yanına geldiğinizde, mesajlarını saklıyor mu?
  • Mesaj atmaya, oyun oynamaya ya da sosyal medya kullanımına çok fazla ya da çok az mı zaman ayırıyor?
  • Mesajlaştıktan ya da çevrim içi olduktan sonra içine kapanık, sarsılmış, şaşkın ve üzgün görünüyor mu?
  • Okula gitmekten ve/veya arkadaşlarıyla görüşmekten kaçınıyor mu?
  • Önceden keyif aldığı sosyal ortamlardan kaçınıyor mu?

Belirtilen durumların biri ya da birkaçının görülmesiyle, kesin olarak siber zorbalığa
işaret eder, diyememekle birlikte; böyle durumlarda dikkatli olmak faydalı olacaktır.
Peki çocuklarımız ve öğrencilerimiz için olası bir tehdit olan siber zorbalıkla ilgili ne
gibi çalışmalar yapılabilir? Bu noktada öncelikle siber zorbalık önleme ve müdahale
programları için çocuk ve gençlerin bazı teknolojik donanımlar hakkında bilgilendirilmesi ve
belirli yeterliliklere sahip olması gerekmektedir. Dünya literatürüne bakıldığında, bu
gereksinimle bağlantılı olarak, video izleme aracılığıyla bilgi aktarımı gibi teknolojik
uygulamalar içeren araştırmaların bulunduğu görülmektedir. Teknolojik temelli programların
bazılarında ise siber zorbalık vakalarının bilgisayar programları tarafından otomatik olarak
tespit edilebilmesi için bir sistem hazırlanmıştır. Bu özellik sayesinde, belli kelimelerin
geçtiği anlarda açılan küçük pencerelerle mağdur kişi, ne yapması gerektiğiyle ilgili
yönlendirilmektedir. Bir diğer çalışmada ise video kullanımı gibi teknolojik temelli olan ve
fotoğraf kullanımı gibi teknolojik olmayan uygulamalar, bir arada kullanılmıştır.
Çocuklarımızın siber zorbalığa maruz kaldığını fark ettiğimizde neler yapabiliriz?
Çocuğun siber zorbalığa maruz kalma ihtimalini azaltmak için öncelikle önleyici
birtakım çalışmalara yer verilebilir. Bunlardan ilki, veliler ve öğretmenlerin kendilerinin bilgi
sahibi olması, güncel problemleri takipte olmalarıdır. Daha sonra sınır ve kural koyma noktası
gelmektedir. Çocukların ekran süreleri ve sanal dünyadaki gezintileri takip edilmeli ve
olabildiğince kontrol altında tutulmalıdır. Gizlilik ayarları, kişisel bilgilerin paylaşımı gibi
konularda çocuğa hatırlatmalar yapılmalıdır.

Bu tedbirlere rağmen çocuklar siber zorbalık mağduru olursa, şu şekilde bir yol izlenebilir:
  • İlk olarak çocuğunuzu yargılamasız bir biçimde anlamaya çalışmalısınız. Bunun için
    mevcut durum ve çocuğun bu duruma yönelik duygularını açık bir şekilde paylaşması
    yönünde, destekleyici konuşmalar yapabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun öz güveninin zedelenmemesi için bunun herkesin başına gelebilecek bir
    şey olduğu, onun hatası olmadığı belirtmeli ve çocuğunuzu çözüm sürecine dâhil
    etmelisiniz.
  • Zorbalığın çocuktaki olumsuz etkilerini en aza indirmek için okulda öğretmen –
    psikolojik danışman ile iş birliği içerisinde bir yaklaşım sergilemelisiniz.
  • Gelen mesaj ve/veya görüntüleri kayıt etmeli, çıktısını almalı ve saklamalısınız.
    Zorbalığı ilgili yetkililere bildirmelisiniz.
  • Zorbayı engellemelisiniz, misilleme yapmamalı ve cevap vermemelisiniz.
  • Uzman desteği alarak süreci daha yapıcı şekilde yürütebilirsiniz.

KAYNAKÇA

  • Erdur Baker, Ö. ve Kavşut, F. Akran Zorbalığının Yeni Yüzü: Siber Zorbalık, Avrasya
    Eğitim Araştırmaları Dergisi 27, 2007, 31- 42.
  • Dikmen, M. ve Tuncer, M. Sosyal Ağlarda Bekleyen Yeni Tehlike: Siber Zorbalık.
    Fırat Üniversitesi 4.Uluslararası Teknoloji & Öğretmen Eğitimi Sempozyumu, 2016.
  • MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Aile Eğitim Serisi,
    Siber Zorbalık.
  • Tanrıkulu, İ. ve Topçu Uzer, Ç. Siber Zorbalığı Önleme ve Müdahale Programları:
    Ulusal Bir Alanyazın Taraması, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 30 (1),
    2017, 1-17